Dikkat

Kaplıcalar Hakkında Bilmedikleriniz

Kaplıca Nedir?

Kaplıca aslında halkımızın kapalı ılıca anlamında kullandığı bir sözcüktür. Anadolu topraklarında, Anadolu’nun ilk halkları olan hattiler döneminden itibaren, daha sonra gelen Hititliler döneminden itibaren sıcak suların kullanıldığını biliyoruz. O dönemlere ait buluntulardan ve küvetlerden Anadolu halklarının sıcak su kullanımının olduğu biliyoruz. Bunlara ılıca denir. Halen de ülkemizde kullanılan bir sözcük. Ilıcaların kapalı hale getirilmiş, öyle kullanılan haline de kaplıca deniliyor bugün. Kaplıca sularının içerisinde yeryüzünde bulunan bütün elementler bulunur. Hatta insan vücudunda bulunan elementler bulunur. Çünkü kaplıca sularının oluşması için yeryüzündeki meteorik suların yerküre katmanlarını aşağıya doğru süzerek inmesi, inerken ısınmaları ve aynı zamanda yerkürede bulunan hemen hemen bütün elementleri çözündürmesi gerekir. Daha sonra yeryüzünün derinliklerine inen bu sular daha sonra buldukları çatlaklardan yeryüzüne çıkarlar. Ve böylece enteresan bir şekilde hem insan vücudunda bulunan hem de yer kürede bulunan bütün elementleri barındırırlar aşağı yukarı.

Kaplıcalar Kendi İçlerinde Hastalıklara İyi Gelme Açısından Ayrılırlar mı?

Şu kaplıca daha yararlıdır diye genel bir şey söylemekten ziyade hastalıklara özgü daha yararlı olabilecek kaplıcalar olabilir. Romatoloji alanından örnek verecek olursak genç erkeklerde daha sıklıkla görülen ankilozan spondilit denilen bir tür romatizma hastalıkta örneğin radyoaktif kaplıcalar uygundur.Böyle bir hastamız olduğunda işte biz bunu İç Anadolu’da Nevşehir, Kozaklı yöresindeki bir radyoaktif kaplıcaya yönlendirebiliriz. Ama onun dışında daha yaşlı ve kireçlenmeli bir hastamız varsa onu daha az mineralizasyonlu, radyoaktif olmayan tuzlu bir kaplıcaya gönderebiliriz. Örneğin Gönen’deki karbonatlı vs. kaplıcaya gönderebiliriz. Hatta onlar sıcak suyun kendisinden de yararlanacakları için akrototermal dediğimiz Bursa yöresi kaplıcalarına da gönderilebilir. Kaplıcaya yönlendirmede önemli olan hastalığın saptanması ve hastalığa göre insanların aynı zamanda hastanın durumuna göre yönlendirilmesidir. Aynı hastalık farklı yaşlarda da ve farklı dönemlerde de, farklı kaplıcalar gerektirir. Örneğin iltihabı romatizmal hastalık olan bir hastalık örneğin alevli döneminde kaplıcaya genellikle gönderilmez. Gönderilirse bile daha düşük mineralizasyonu, daha düşük sıcaklıkta kaplıcalar yönlendirilir. Örneğin remizyon döneminde ise, hasta gençse daha mineralizasyonu yüksek ve daha sıcak kaplıcalara yönlendirilir. Daha yoğun uygulamalar yapılır.

Kaplıca Seçerken Nelere Dikkat Edelim?

Kaplıcamızı seçerken bir kez mutlaka hekim kontrolü dikkat etmeliyiz. Çünkü ilk kural herhangi bir kontrendikasyon dediğimiz durumun olmamasıdır. Kaplıcaya gitmeden önce bizim haberdar olmadığımız herhangi bir metabolik vs. hastalığımız olabilir ve kaplıcaya gittiğimizde bu manifest hale gelebilir. Nitekim biz bunun örneklerini görüyoruz. Kendi başına kaplıcaya giden ve sonra iltihabi romatizmal hastalıklarla dönen hastalarımız olabiliyor. Ben sadece kendi alanımdan, römotoloji alanından biliyorum ama benimki de diğer alanlarda da vardır. Elbette gideceğimiz kaplıca hastalığımızla ilgili olmalı. Yani dermatolojik bir nedenle gidiyorsak ona göre bir kaplıcayı tercih etmeliyiz. Römotolojik nedenle gidiyorsak başka kaplıcaları. Mide bulantısı, bağırsak sistemi hastalıkları, böbrek hastalığı için gidiyorsak başka kaplıcaları olmak üzere elbette böle bir şey fark ve tercih olmalı kaplıca seçiminde.

Türkiye’de Nerelerde Kaplıcalar Var?

Türkiye kaplıcalar açısından çok ilginç bir ülke. Aslında ekolojik açısından bakacak olursak doğada her şeyin bir bedeli var. Ülkemizdeki kaplıcaların dağılımı, depremlerin dağılımıyla birebir aynıdır. Çünkü Anadolu yarımadasının kırılmasına yol açan jeolojik güçler, aynı zamanda yerkürede çatlaklara neden olmakta. Ve bu kaplıca sularından buradan çıkmakta. Dolayısıyla Türkiye’nin deprem haritasında termal sular haritasının üst üste koyduğumuzda bunlar birebir üst üste çakışır aşağı yukarı. Dolayısıyla nerelerde çok kaplıca sularımız vardır? Ege bölgesinde, Kuzey Anadolu fay hattını izleyen bölgede, Doğu Anadolu’nun bir kesiminde kaplıcalarımız yoğundur. Marmara Bölgesinde. Akdeniz bölgemiz ve Trakya bölgemiz kaplıcalar yönünden daha zayıf bölgelerimizdir. Kaplıcaların içerikleri ve kullanımları elbette ki bulundukları yerlerle çok ilişkilidir. Örneğin denize doğru yaklaştıkça tuzlu kaplıcalarımız artar. Ege bölgemizde deniz suyuna yakın mineralizasyonu olan yani içerisinde 30 gramı aşkın tuzu olan sıcak mineralli sularımız, çeşme, şifne gibi yörelerde. Buna karşılık daha içlere gittikçe bir karbonatlı, sülfatlı sularımız daha ön plana çıkar. Doğuya doğru gittikçe kükürtlü sular ortaya çıkar. Orta Anadolu’da radyoaktif kaplıcalar örneklerimiz vardır. Yine Erzurum civarında Pasinler civarında çok yüksek olmasa da radyoaktif kaplıcalarımız vardır. Dolayısıyla kaplıcalarımızın bulunduğu yere göre kompozisyonları da değişmektedir. Daha da enteresanı hiçbir kaplıca suyu diğerinin aynısı değildir. Yani tıpkı böyle her insanın birbirinden farklı olması gibi hiçbirinin kompozisyonu birebir diğeriyle aynı değildir.

Kaplıcaya Yılın Hangi Döneminde Gitmeliyiz?

Kaplıcalara yılın her döneminde gidilebilir. Bu bir tesis sorunudur. Eğer düzgün, yeterli tesisler varsa yılın her döneminde gidilebilir. Herhangi bir dönem seçmek gerekmez. Yalnız burada hastaya özel bir takım koşullar dikkate alınmalıdır. Örneğin astımı olan bir hasta, bahar döneminde ormanlık alandaki bir kaplıcaya yani dağ kaplıcasına gitmemeli, astım krizine yakalanabilir polenler nedeniyle. Veya yazın çok sıcak bir mevsimde, yaşlı ve diyabetik bir hasta deniz kenarındaki bir kaplıcaya gönderilmemeli. Çünkü ultraviyole sıcak etkisiyle, diyabeti olumsuz etkilenebilir. Hipertansifse, hipertansiyonu olumsuz etkilenebilir. Bu tür koşulları dikkat etmek gerekir. Kaplıca seçimi de tıpkı ilaç yazar gibidir. Yani herhangi bir insana ben hekim olarak reçete yazarken nasıl kafamın arkasından bağırsağıyla ilgili, midesiyle ilgili, karaciğeriyle, böbreğiyle ilgili bir sorun var mı, yaşı ne, hastalığı ne, hastalığının dönemi ne gibi onlarca soru geçiyorsa kaplıcayla ilgili de tıpkı böyle davranmalıyız. Ben öğrencilerimi de sürekli bunu diyorum. Herhangi bir standart reçete söz konusu değildir. Karşınıza gelen insan işte şu mevsimde, şu kaplıcaya gidebilirim. Yaşı nedir, başı nedir, başka hastalıkları nelerdir, işte metabolik durumu nedir? Diye sorgulayıp ona göre mevsim açısından ve kaplıca açısından yönlendirmeli.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>