Dikkat

Kadın Sağlığı

Kadın Sağlığı

Kepekten Kurtulmanın Yolları

Kepekten Kurtulmanın Yolları

Kepek, yapısı itibari ile bir saç derisi problemidir. Ancak bazı bilinçsiz çevrelerce saç derisi değil saç problemi olarak lanse edilmektedir. Kepek erkek ya da kadın ayrımı gözetmeksizin herkesin korkulu rüyası olabilmiş bir rahatsızlıktır. Çoğu rahatsızlığın kaynağında yatan sebeplerin araştırılması çalışmaları esnasında saç kökü ve saç derisi problemi olduğu anlaşılan kepekten korunma yolları da tabii ki vardır.

Saç derisinin sürekli olarak kendini yenilemesi problemi olan kepek, ölü saç derisidir. Ölü saç derisini engellemek saçın canlı tutulmasına doğru orantılı olarak ilerleyen bir süreç ile işler. Saç yıpranması ve yağlanmasının engellenmesi ile kepekten kurtulmak mümkündür. Bunun içinde bitkisel kürler uygulamaya koyulabildiği gibi ilaç tedavisi ile kepekten kurtulmak, pek tabii mümkün olacaktır.

Yüzdeki tüyler

Yüzdeki tüyler

Kadınların en büyük problemlerinde olan kaş, bıyık gibi yüzdeki tüylenme bölgelerinin temizlenmesi açısından yapılabilecek bazı şeyler mevcuttur. Bu işlemler aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

1)      Lazerli epilasyon

2)      Diğer tekniklerde uygulanan tüm epilasyonlar

3)      Ağda

Yukarıdaki şekilde sıralanan yöntemler ile kaş bıyık gibi istenmeyen tüylerin yüzden temizliği sağlanabilir ancak önemli olan bunların hiç çıkmaması ve temizliğe ihtiyaç duymaması durumudur.
Aslolan bu durum Türk kadınların pratik zekâsı ile çözülmüş gibi görünüyor. Deri üzerinde bazı bitkisel solüsyon ve kürler ile karışımların hazırlanıp uygulanması sureti ile tüy çıkması oranları yüzde yetmişlere kadar engellenebilmektedir. Bazılarının doğuştan ayva tüyü şeftali tüyü gibi dezavantajları bulunmasına rağmen bu yöntemler izlenilerek başarıya ulaşılabilinir.

Rahim Kanseri

Rahim kanseri, rahim iç yüzeyindeki hücrelerin kontrolsüz büyümesi ve çoğalması sonucu oluşur.Dünyada göğüs kanserinden sonra kadınlarda en sık görülen kanser türüdür.Rahim kanseri rahmin iç yüzeyinde başladığı için endometriyal kanser de denilir.Dünyada en sık Amerika’da görülür, tüm dünyada rahim kanserinen yakalanan kadınların yarısı Amerikalı kadınlardır.Gelişmiş ülkelerde görülme sıklığı gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelere göre daha azdır.Genellikle menopoz döneminden sonra başlar, 50-70 yaşlar arasında ortaya çıkar.Genç yaşlarda görülmesi halinde tedavi edilebilme olasılığı ilerki yaşlara göre daha fazladır.Dünyada rahim kanserine yakalanan her 2 kadından 1 tanesi erken teşhis konulamaması halinde hayatını kaybetmektedir.

Avrupa’da her yıl 50 bin dünyada ise her yıl 500 bin kadın rahim kanserine yakalanmakta ve Avrupa’da her yıl 25 bin dünyada ise her yıl 250 bin kadın rahim kanseri nedeni ile hayatını kaybetmektedir.Türkiye’de 2002 yılı verilerine göre kadınlarda ölüme sebep olan 7. kanser türüdür.Kısırlık teşhisi konulan ve hiç doğum yapmamış kadınlarda görülme olasılığı diğer kadınlara göre daha fazladır.

Rahim Kanseri Nedenleri

- Çok eşlilik
- Cinsel ilişkilerin 20 yaşından önce başlaması
- Viral ve bakteriyel enfeksiyonlar
- Çok sayıda doğum yapmak
- Sosyoekonomik düzeyin düşük olması
- Sigara içmek
- A ve C vitamini eksikliği
- İlişkiye girilen erkeğin sünnetli olmaması
- Bağışıklık sisteminin baskı altında olması

Rahim Kanseri Belirtileri
- Manopozdan sonra oluşan vajina kanamaları
- Vajinada pembe ve sulu bir akıntı
- Menopozdan önce ağrılı adet kanamaları
- Cinsel ilişki sonrası kanama
- Adet kanamalararının fazla olması
- Aşırı kilo kaybı
- İştahsızlık
- Kansızlık

Rahim Kanseri Tedavisi
Rahim kanserinin ilerlemesi bazı canlılarda çok hızlı iken bazı canlılarda ise çok yavaş olabilmektedir.Kanserin erken dönemde teşhisi tedavi için en önemli faktördür bu nedenle tüm kadınların düzenli jinekolojik muayene yaptırmaları gerekmektedir.Kanserin tanısı jinekolog muayenesi ve alınan örneklerin patolojik incelenmesi sonucu konulur.Tedavi yöntemleri kadının yaşına ve genel sağlık durumuna göre değişir.Erken teşhis konulan rahim ağzı kanserlerinin tedavisinde sadece rahim ağzı ve rahmin alınması ile başarılı sonuç alınırken , ilerlemiş rahim kanserlerinde büyük ameliyatlar ve radyoterapi gerekmektedir.

SAĞLIKLI HAYAT

Osteoporoz (kemik erimesi) hastalığı

Kemik-erimesi

Hormonla ilgili bir rahatsızlık olan ve sözcük anlamı gözenekli kemik olan osteoporoz, genellikle menopoz sonrası kadınlarının bütün iskeletini etkiler. Kemik incelmesi çatlama riskinin artmasına neden olur. (Osteoporoz genellikle bir çatlama olduktan soma tanılanır). Rahatsızlık yavaş yavaş gelişir.

Bütün insanların iskeleti kıkırdak olarak başlar ve hamileliğin hemen ardından gebe kadının aldığı besinler tarafından sağlanan kalsiyum ile güçlenmeye başlar. Bu sürekli işlemde kemikler ve (cenin) büyüdükçe, daha fazla kıkırdak oluşur. Kemikler de diğer canlı dokular gibi yaşam boyunca parçalanır ve yenilenirler. Kadınlarda bu etkinlik, östrojen ve progesteron hormonu tarafından etkilenir. Kemiklerin güçlenmesi sağlıklı bir yaşam biçimi, kalsiyum ve D vitamini (kalsiyumun emilmesine yardımcı olur) yönünden zengin çok çeşidi besinler ve kemik büyümesini artıran düzenli ağırlık kaldırma egzersizleriyle genç erişkinlik döneminde gerçekleşir.

Kemikler 20 ile 30 yaşları arasında kütlelerinin zirvesine ulaşırlar ve kemik kütlenizin
düzeyi hormonlarınızın etkinliğine, sağlık durumunuza, genlerinize ve alkol ya da sigara kullanıp kullanmadığınıza bağlıdır. Osteoporoz görülen birçok kadın, genellikle östrojen ve kalsiyum eksikliğine bağlı olarak, hiçbir zaman en yüksek kütle düzeyine ulaşamaz. Önemli bir mineral olan kalsiyum ayrıca kalp, sinirler ve kaslar tarafından da kullanılır. Bu önemli organlarda eksilen kalsiyum, kemikler tarafından kan dolaşımına bırakılır ve dolayısıyla bu, kemik büyüme sürecini etkiler.

Yaklaşık 35 yaşından soma kemik minerali iskeletten kaybolmaya başlar ve bu yaşlanmanın doğal bir parçasıdır. En büyük kayıp menopozdan sonraki ilk yılda gerçekleşir. Daha sonra kemik kütlesi kaybı yılda yüzde beşe kadar çıkabilir ve alt kol kemiklerinin uçlarıyla uyluk kemiklerinin kalça tarafındaki uçlarının ve omurga omurlarının sert dış katmanından çok peteksi iç katmanın incelmesine neden olur. Bu kemikler kırılganlaşır, çatlakların iyileşmesi normalden uzun sürebilir ve sakatlık ya da ölümle sonuçlanabilecek enfeksiyon ve biçim bozukluğu riskleri artar. Kalça kemiği kırılan kadınların yaklaşık yüzde 20′sinin bu rahatsızlığın sonuçlarına bağlı olarak öldüğü ve kurtulanların yarısının sakat kaldığı hesaplanmaktadır.

Osteoporozla birlikte, kemik yoğunluğunun azalması ve taşıdıkları ağırlık sonucu omurga omurlarının yavaş yavaş çökmesi, boyun küçülmesine, öne eğilmeye ve üst omurgada kamburlaşmaya neden olur. Tıp dilinde torakik kifoz denen bir durum ortaya çıkar.

Meme Küçültme Ameliyatı ve Sonrası

Meme küçültme ameliyatı, bayanların sosyal yaşama uyum sorunlarını gidermesi ve estetik açıdan daha güzel göğüslere sahip olunması açısından bayanların son derece önem verdiği, sık tercih edilen bir estetik ameliyat çeşididir. Meme küçültme ameliyatı yaptırmayı düşünen kadınların aklında bazı ortak sorunlar vardır. Mesela birçok kadın, “meme küçültme ameliyatı sonrası hamile kalsam emzirme sorunu yaşar mıyım?” sorusunun cevabını merak etmektedir. Bu sorunun tek bir cevabı yok. Şöyle ki; meme küçültme ameliyatı sonrası çocuk sahibi olunursa emzirme sorunun yaşanıp yaşanmayacağının net cevabı için ameliyat esnasında ne kadar süt bezinin alındığının cevabının bilinmesi gerekir. Yani süt bezleri tamamı ile alınırsa emzirme gerçekleşmez. Fakat meme küçültme ameliyatı esnasında alınan süt bezleri miktarı az ise, emzirme konusunda sorun yaşanma fakat sütte bir azalma tabii ki olur. Öte yandan süt bezleri alınmayıp, meme küçültme ameliyatı geçirmeyen bir bayanda da süt azlığı görülebilir…
Meme küçültme ameliyatı sonrası kalan izlerden bahsetmek gerekirse… Bu ameliyat sonrası göğüste, az veya çok muhakkak iz kalmaktadır. Fakat bu izler estetik cerrah yeteneği ile orantılıdır. İyi bir cerrah ile çalışacaksanız bu izler görünmez niteliğinde olacaktır.